DİĞER HABERLER

Sana ne istersen onu veririm

"... Mesela içe dönük kişiler çok baskın karakterlere, baskın karakterler daha huzurlu tiplere dönüşüyor...." Mürsel Sezen'in yeni yazısını okumak için tıklayın.
 
   
 
 
     
“Sana ne istersen onu veririm”

Prozac’ın desturu şu; “Sana ne istersen onu veririm.”
Onunla ilgili bilgiler toplamaya başladığımda özetle bu sonuca vardım.
Mesela içe dönük kişiler çok baskın karakterlere, baskın karakterler daha huzurlu tiplere dönüşüyor. Hiç cinsel istek duymayanlar yıllar boyunca seksten uzak kalmanın acısını çıkartırken, bu konuda çok aktif olanlar cinsel istek duymamanın rahatlığını yaşıyordu.

Kiloya da etkisi vardı Prozac’ın. Yemeği dengeliyordu. Yıllarca veremediğim bir iki kilo fazlamı Prozac sayesinde verdim.
Yarattığı özgüvense müthişti.
Bir anlamda insanı mükemmelleştiriyordu.
Kaygı mefhumu ortadan kalkmıştı, birini kıracakmışım, söylenmemesi gereken bir şey söylemişim, umrumda değildi.
Fakat şunu fark ediyordum ki bazı cümleler isteğim dışında bedenimi terk ediyordu. Hop tuttum, derken bir bakıyordum ki ortaya düşüvermiş ve hava birden buz kesmiş.

Sonra çevremdekilerin “acaba ne demek istedi” bakışları...
Prozac’la vedalaşmamı sağlayan olay ise bir kitapçıda bana uzun uzun bakan adam oldu.
Kitaplara bakıyordum, geri geri yürüyen bu şahıs birden üstüme çıkıverdi. Arkasını döndüğünde yüz yüze geldik.
“Çok afedersiniz hanımefendi, çok özür dilerim” dedi.
Benim yüzümde kocaman bir gülümseme;
“Olsun, ne güzel, çarptınız işte!”
Adam bana hayretle baktı.
Benden biraz uzaklaştı, sonra kitapçının kapısına yöneldi.
Kapının önünde durup beni seyretmeye başladı. Ona sarkmış mıydım, pek sarkıntılık eder gibi bir ifade yoktu yüzümde, dalga mı geçmiştim, hayır öyle bir ifade de değildi, mazoşist miydim acaba, yoksa başka bir şey mi vardı?
O kadar şaşkın görünüyordu ki adama gidip durmu izah etmek istedim ama kendimi frenledim.
O an karar verdim, tepkilerim git gide salaklaşıyordu ve ben bu ilacı bırakmalıydım.
Prozac kullanırken öğrendiğim en önemli şey insan tavırlarının ya da mutluluğunun kimya ile nasıl iç içe olduğuydu.
Bu beni hayal kırıklığına uğrattı.
Zira vücudundaki seratonin miktarı artınca en kötü durumlarda bile mutlu olabiliyorsun, seratonin miktarı düşükse de, ne olursa olsun mutlu olman mümkün değil.
Bu mudur yani?
Budur.
Şimdi soru şu; madem mutluluğumuz sadece seratonin maddesinin vücudumuzda olup olmaması ile ilgili bu maddeyi içeren ilaçlar kullanılmalı mı, kullanılmamalı mı?

İngiltere soruyu aşmış. Ağustos ayında Radikal’de çıkan bir habere göre bu ülkede kullanım o kadar artmış ki uzmanlar şehir suyunda ilacın kalıntılarına rastlamışlar.
İstatistiklere göre 10 yıl önce Britanya'da reçeteli verilen antidepresanların sayısı yılda 9 milyon kutuyken 2001'de 24 milyona ulaşmış.
Bu The Observer’ın haberinden aktarılan rakamlar...
2002 yılı verilerine göre ise ilaç 100 ülkede satılıyor ve dünyada 40 milyon, Amerika'da ise 31 milyon kişi tarafından kullanılıyor. 2004 rakamlarına maalesef ulaşamadım, eminim ki rakam bir hayli büyümüştür.
Peki, ilacı kullanmak sorunları ne oranda çözüyor?
Prozac’ın verdiği mutluluk gerçek mi?

Mürsel Sezen
msezen@boyut.com.tr

Favorilerinize ekleyinAnasayfaya dönPaylaşın
GÜNLÜK FALINIZ
HAVA DURUMU

REKLAM
reklam@cosmoturk.com

İLETİŞİM
cosmoeditor@cosmoturk.com

TEL: (0212) 280 07 00
FAX: (0212) 244 13 32

-->
>