DİĞER HABERLER

Yeşil erik mevsimi

"Bilemezsiniz bu cümlenin benim için ne kadar anlamlı olduğunu; Bütün kış hasretle beklediğim, turşusunu yiyerek avunmaya çalıştığım, yeşilini sevdiğim erik" İnci'nin yeni yazısı...
 
   
 
 
     
Yeşil erik çıktı!

Bilemezsiniz bu cümlenin benim için ne kadar anlamlı olduğunu; Bütün kış hasretle beklediğim, turşusunu yiyerek avunmaya çalıştığım, yeşilini sevdiğim erik.

Yeşil erik çıkmadan “bahar” gelmiyor bana. Ne zaman dallarda, manavlarda, tezgahlarda görüyorum yeşil eriği, işte o zaman bahar doluyor içime.

Geçen akşam işten biraz erken kaçıp eve gittim. Hava güzel mi güzel, bin bir koku doluyor bahçemden içeriye. Hemen bahçeye bakan balkonuma çıkardım küçük masayı, topladığım papatyaları da renkli vazoma yerleştirip masama koydum. Aldım kitabımı elime, ayaklarımı da uzattım. Gel keyfim gel...

Derken ah bir şey eksik; ne olacak, yeşil erik! Off tam da soyunup dökünmüşüm, dışarı çıkıp nasıl alacağım? Ne kadar şiddetle istesem de yok çıkamayacağım. Bu güzel bahar akşamı eriksiz biraz buruk geçecek böylelikle.

Aslında burukluğun tek suçlusu erik değil. Oğuz’la kavgalı olduğumuzu kendime unutturma çabası tüm bunlar. Kendi kendime kalabilirim, kendi kendime de mutlu olabilirim egzersizleri...

Neden kavga ettiğimizi falan hiç anlatasım yok, zaten anlatmaya değer bir şey de yok. Ama kavga sonrası hissiyatı anlatasım geldi benim. Hani vardır ya; sevgiliyle kavga sonrası insan belirli aşamalardan geçer. Hatta bu aşamalar aşağıdaki gibi özetlenebilir:

1)Öfke: O kadar öfkelisinizdir ki gözünüz hiçbirşey görmez. O an her şey çok kolay gelir, hemen “bitti” diyebilirsiniz o güçle...
2)Rahatsızlık: Öfkenin şiddeti azaldıkça durumun ehemmiyeti ortaya çıkar ve sizi midenizden kalbinize doğru bir güzergahta rahatsız etmeye başlar. İçinizde nedeni belirsiz bir sıkıntı şeklinde kendini gösterir, üzerinde düşündükçe daha çok can yakar.
3)Kaygı/telaş/üzüntü: Bu safhada duygular birbirine karışır, ayrıştırmak güçleşir. Midenizdeki rahatsızlığın iştahsızlığa ve ya aşırı iştaha dönüştüğünü gözlemleyebilirsiniz. Kaygı ara ara şiddetini artırarak bedeninizi esir alır. Sigara kullananlar için en dumanlı safha bu kaygı safhasıdır. “Acaba aramayacak mı”, “neden aramıyor” lar kafanızın içinde kovalamaca oynar. Telaş çıkagelir; eller hemen telefona sarılır, kimisi eşini dostunu arar defalarca durum kritiği yapılır, kimisi sadece ayısına sarılır.
4)Pişmanlık/karar anı: Telefonun başında geçirilen onca saatten sonra artık iyiden iyiye “sanırım ayrıldık” ,”bu defa kesin bitti” moduna girilerek “arasam mı acaba” larla kafayı yiyerek karar vermeye çalışılan süreçtir. Telefonu kaldırıp vazgeçmeler, arayıp kapatmalar, konuşamamalar bu süreçte sıkça karşılaşılan hallerdir.
5)Kabullenme: Eğer kavganın üzerinden yalnızca saatler değil günler geçmeye başlamışsa ve o telefon ısrarla çalmamışsa, inat ve gurur bir kez daha kazanmışsa gelinen safha “kabullenme” safhasıdır. Bu safhada öfke zaman zaman yine ziyarete gelse de yoğun olarak hissedilen çok daha durağan bir “hüzün”dür. İnsana her şey hüzünlü gelir. İnsanın canı hiçbir şey yapmak istemez, eş dost da kar etmez. Bir nevi deli gibisinizdir. Uçan kuşa, kahve fincanına, daldan düşen yaprağa ağlamaklı olur insan. Alkol tüketimi tavana vurur,kimileri de kendini alışverişe vurur. Uyku ve yemek düzeninde değişiklikler, sinir hassasiyeti başlıca semptomlar arasındadır. Bu son safha çok uzarsa yolun sonu depresyondur...

Ben balkondayken işte bu “kabullenme” safhasındaydım ve erik almayı unuttuğum için gözümden bir damla yaş geldi. Ben eriğim yok diye ağlayacak denli “deli” olmuşken, Oğuz’un neler yapmakta olduğunu düşündüm. Kıskandım. Hiç aramamıştı, iki günü geçti ve kim bilir şimdi hangi fıstıklarla iş çıkışı Nişantaşı sokaklarını arşınlamaktaydı.

Güçlü ol İnci!
Güçlü ol!
Güç!
Gü...

Offfffff!
Neden biz kadın milleti böyleyiz?
Neden ders alıp yola gelmeyiz?
Neden ısrarla acı çekeriz?

Erkekler çok net. Ben burada bin bir kuruntuyla kendi kafamı yerken, O eminim ki yastığına kafasını koyduğu gibi uyuyabilmekte. Keşke erkek beyniyle doğan bir kadın olsaydım; bir femme fatale!

Yok yok bu defa yenik düşmeyeceğim bu kuruntulara. Evet belli ki bitti. N’apalım bittiyse bitti!
Ben tek başıma olabilirim, Oğuz’suz da yapabilirim...
Kendime göstereceğim!

Derken kapı çaldı;
“ding donggg”



Favorilerinize ekleyinAnasayfaya dönPaylaşın
GÜNLÜK FALINIZ
HAVA DURUMU

REKLAM
reklam@cosmoturk.com

İLETİŞİM
cosmoeditor@cosmoturk.com

TEL: (0212) 280 07 00
FAX: (0212) 244 13 32

-->
>