KÜLTÜR-SANAT

Türkiye’nin Sinema Festivali Başladı

47. Uluslararası Altın Portakal Film Festivali görkemli törenle başladı.
 
   
 
 
     

Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin desteğiyle Antalya Kültür Sanat Vakfı tarafından düzenlenen 47. Uluslararası Altın Portakal Film Festivali görkemli törenle başladı. Cam Piramit’teki ihtişamlı törene sanat ve medya dünyasından önemli isimler katıldı. Festivalin ilk gününde ulusal ve uluslararası kategoride yarışacak filmler de izleyiciyle buluşmaya başladı.

TÜRKİYE’NİN OSKARI 47 YAŞINDA

Festivalin açılış töreni öncesinde Atatürk Kültür Parkı’na yeni bir kimlik kazandıran Yıldızlar Geçidi’nin açılışı yapıldı. Açılışa, Antalya Büyükşehir Belediyesi ve AKSAV Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Mustafa Akaydın, AKSAV Yönetim Kurulu üyeleri ve çok sayıda sanatçı katıldı. Yıldızlar Geçidi’nde, bugüne kadar Altın Portakal’da ‘en iyi’ ödülünü alan filmlerin afişi ile en iyi oyuncuların fotoğrafları yer alıyor. Kırmızı halıyla kaplı 200 metre uzunluğundaki Yıldızlar Geçidi, sanatçıların sinemaseverlerle buluşmasına sahne oldu. Antalyalılar, sinema sanatçılarıyla birlikte yürüyerek kokteyl alanına ulaştı. Antalyalılar alkışlarla yıldızlara sevgi gösterisinde bulundu. Yerli ve yabancı basının yoğun ilgi gösterdiği açılışta, film yıldızları güzellikleri ve görkemli kostümleriyle tüm dikkatleri üzerlerine çekti.

SAHNEDE 47 VENÜS KIZI

47. Altın Portakal’ın açılış gecesini, festivalin bu yılki yüzü olan ve tüm görsellerde fotoğrafı bulunan manken-sunucu Ebru Akel açtı. Gecenin sunuculuğunu yapan Doğa Rutkay ve Hakan Yılmaz, Türk sinemasının duayenleri Halit Refiğ, Zeki Öktem ve Kemal Sunal’ı andı. Daha sonra Antalya Devlet Opera ve Balesi’nin festival için özel olarak hazırladığı ‘Venüs’ün Büyüsü’ adlı gösteri sunuldu. Altın Portakal heykelinin simgesi olan Venüs Kızı kostümüyle 47 dansçı, gece için özel olarak hazırlanan müzik eşliğinde ‘Venüs’ün Büyüsü’nü mitolojik bir gösteriyle sahneledi.

AKAYDIN: SANATA SİYASET BULAŞMASA…

Bu yılki festivale damgasını vuran Emir Kusturica tartışmaları, açılış gecesinde de gündemdeydi. Gecenin açılış konuşmasında ünlü yönetmen üzerinden yöneltilen eleştirilere değinen Antalya Büyükşehir Belediyesi ve AKSAV Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Mustafa Akaydın “Sanata ve kültüre siyaset bulaştıran tüm insanları ve özellikle siyasetçileri ayıplıyorum. Antalya hem turizmin hem kültürün başkentidir. Keşke sabote edenler kültür ve turizmin başında olmasaydı.”dedi.

Antalya Valisi adına törene katılan Vali Vekili Ali Rıza Elçi ise konuşmasında şunları söyledi: “1963 yılından beri düzenlenmekte olan bu festival Antalya’yı bir ‘marka kent’ yaptı. Türk sinemasının gelişmesine Antalya’nın bir katkısı olmuşsa bununla onur duyarız.”

‘ANTALYA SİNEMAYI AYDINLATIYOR’

Festivalin medya ana sponsoru NTV adına konuşan Can Dündar, “Sinemaya ne kadar alkış tutsak azdır, festivallere ne kadar alkış tutsak azdır. Antalya sinemayı yarım asırdır meşalesiyle aydınlatıyor” diye konuştu. Türk sineması adına söz alan yönetmen Erden Kıral, “Sinemamız son zamanlarda Avrupa’nın en iyi çıkış yapan sineması. Genç kuşak çıtayı yukarı taşıdı. Bu noktaya gelmek kolay olmadı” dedi.

Sinema ve Telif Hakları Genel Müdür Yardımcısı Hüseyin Ülger ise konuşmasında, film festivallerinin yapıldığı bütün kentlerde Yılmaz Güney ve Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nin kurulmasını önerdi.

YILMAZ GÜNEY’E ‘ARKADAŞ’LI ANMA

Festivalde bu yıl ilk kez verilen ‘Sanatta Toplumsal Sorumluluk Ödülü’, tiyatro ve sinema dünyasının duayenlerinden Müjdat Gezen’e verildi. Ödülünü Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Akaydın’dan alan Gezen, “Bu ödül beni çok duygulandırdı. Görüyoruz ki kültür ve turizm adına bu gece herkes burada” dedi. Gecede Yıldırım Önal Anı Ödülü’nü ise Yıldız Kenter adına Meltem Cumbul, Rutkay Aziz’in elinden aldı. Yeşilçam emekçisi Necmettin Çobanoğlu’na ‘Sinemada Emek Ödülü’nü Turgay Tanülkü takdim etti. Çobanoğlu “Biz çok engeller, sansürler, işkenceler yaşadık.42 yıldır onurumu zedelemeden emek veren bir kardeşiniz olarak burada bulunuyorum” dedi.

Açılış gecesinin ardından bu yılki festivalde Uluslararası Film Yarışması Jüri üyeliği yapacak olan ünlü yönetmen Emir Kusturica, No Smoking adlı grubuyla bir konser verdi. Gece NTV’den canlı yayınlandı.

YARIŞMA HEYECANI GALALARLA BAŞLADI


Festivalin bu yılki ilk yarışma filmi galası, Erhan Kozan’ın merakla beklenen filmi ‘Çakal’dı. İstanbul’un arka sokaklarında, karanlık dünyalarında var olmaya çalışan, okuldan atılmış genç Akın’ın hayatını değiştirme çabasını konu eden film, yönetmen Erhan Kozan’a göre “Kaybolan bir hayatın hikayesi”... Yolda görüp teğet geçtiğimiz insanların yani ‘ötekilerin’ hikayesini beyazperdeye yansıtmaya çalıştığını ifade eden Kozan, gösterimden sonra yapılan söyleşide, filmin ana karakteri Akın ile ilgili olarak “O çocuk çakal değil biz çakalız” yorumunu yaptı. Söyleşiye katılan oyuncu Sümer Tilmaç’ın yönelttiği “Sizin derdiniz ne, neden film çekiyorsunuz” sorusunu usta oyuncu Cüneyt Türel yanıtladı: “Bu film genç kuşağın yaşadığımız hayata ne kadar yabancı olduğunu anlatıyor. Bu kuşak topluma, çevreye, ailelerine ve yaşanan düzene yabancılaşıyor.”

BABA İLE AYNI EVDE YAŞAMAK ZOR İŞ!

Günün ikinci gala filmi, Tolğa Karaçelik’in ‘Gişe Memuru’ oldu. Filmden sonra yönetmen ve oyuncular, AKM Aspendos salonunda söyleşiye katıldı. İzleyicilerin sorularını yanıtlayan yönetmen Tolga Karaçelik, ilk uzun metrajlı filminin çekim hikayesini anlattı. Çelik “Birgün gişeden geçerken parayı uzattıktan sonra gişe memuruna teşekkür ettim ama tepki alamadım. Adeta robot gibiydi. Bunun üzerine, ‘iletişimsizlik’ ve ‘yalnızlık’ üzerine çekeceğim bu filmi olgunlaştırdım. Olay gişe memuru üzerinden gelişti” dedi. Erkek çocuk ve baba arasındaki iletişimsizliği irdeleyen genç yönetmen, “Hepimiz iç içe geçmiş kutular arasında yaşıyoruz. Bir kutudan ötekine geçiyoruz. Bu geçişlerde iletişim kuramıyoruz ve giderek daha da yalnızlaşıyoruz. Aile içinde de böyle. Filmdeki Kaan karakteri ve babasının iletişimsizliği de bunu anlatıyor. Mutsuz, babası ile bile iletişim kuramayan bir gişe memuru. Ayrıca evde baba ile yaşamak 20’li yaşlardaki bir erkek için en zor iş” diye konuştu. Karaçelik, bir gazetecinin “Oyuncu seçimini nasıl yaptınız” sorusunu şöyle yanıtladı: “Zor bir seçimdi ama tam olarak istediğim ekiple çalıştım. Oyuncu arkadaşlarımla çok iyi anlaştık. Konuşmadan bile anlaşabiliyorduk. Filmi beraber yaptık diyebilirim.”

KAĞITLAR YANARKEN…

Sinan Çetin’in, ‘çekilemeyen bir filmin hikayesi’ni konu ettiği ‘Kağıt’ gala gösterimi yapılan üçüncü Ulusal Uzun Metraj Yarışması filmiydi. Gala sonrası yapılan söyleşide başrol oyuncularından Zeynep Beşerler’e hem basın hem Antalya halkı büyük ilgi gösterdi. Beşerler, “Film ağır bir sistem eleştirisi. Filmi sistem kurbanı olmayıp özgürlüklere kavuşmak için çektik” dedi. ‘Kağıt’, bir gencin çekmek istediği film için izin alamamasını ve karşılaştığı yasakları konu alıyor. Filmin yapımcısı ve Sinan Çetin’in kardeşi Cemil Çetin filmin yönetmenin yaşadığı gerçek bir hikayeye dayandığını söyledi.

SAVAŞA 'SAVAŞIN İÇİNDEN' BİR KARŞI DURUŞ

Festivalin Uluslararası Uzun Metraj Film Yarışması ise Danis Tanoviç’in ‘Güzel Bir Hayatı Beklerken’ adlı filmin galası ile başladı. İlk filmi Tarafsız Bölge (No Man's Land) ile En İyi Yabancı Film Oscar'ını ve Cannes'da En İyi Senaryo ödülünü alan Bosnalı yönetmen, yeni filmi ‘Güzel Bir Hayatı Düşlerken'in Türkiye galasını 47. Antalya Altın Portakal Film Festivali'nin Uluslararası Uzun Metraj Film Yarışması'nda yaptı. Filmin Migros AVM Cinebonus sinemasında gerçekleştirilen gösterimini, Uluslararası Film Jürisi Üyesi, İranlı Yönetmen Bahman Ghobadi, festival danışmanı ve yapımcı Raymond Phathanavirangoon, yapımcı Paul Raphael, oyuncu Saadet Işıl Aksoy, SİYAD Uluslararası Film Yarışması Jürisi üyeleri ve üniversite öğrencilerinden oluşan Gençlik Jürisi de izledi.

Yönetmen Tanoviç, yeni filmi ‘Güzel Bir Hayatı Düşlerken’le uzun yıllar süren Bosna Savaşı’nın ardından Balkanlar’daki hayatın bugününe trajedik bir aşk hikayesiyle ayna tutuyor.

UZAKLARDAN BİR SINIR HİKAYESİ...

Uluslararası Yarışma’da yer alan ‘Tumen Nehri’ Altın Portakal’da Türkiye galası yapılan bir başka film oldu. Çinli yönetmen Zhang Lu’nun yönettiği film, güneşli bir Antalya gününde izleyicileri Çin-Kuzey Kore sınırında karlı bir nehir kenarına götürdü. Güney Kore-Fransa ortak yapımı filmin ana karakterleri, Çin’de doğan Chang-ho ile Kuzey Koreli bir mülteci genç... Onların başına gelen talihsizliklerin anlatıldığı film 2010 Berlin Film Festivali’nde gösterildi, Paris Film Festivali’nde ise Jüri Özel Ödülü’ne layık görüldü.

ANTALYALILARDAN UĞUR DÜNDAR'A BÜYÜK İLGİ

Televizyon haberciliğinin duayen ismi, Star Haber Grup Başkanı Uğur Dündar, Altın Portakal Film Festivali heyecanını yaşayan Antalya’da sevenleriyle buluştu. Festival etkinlikleri kapsamında gerçekleştirilen ‘Halkın Gündemi’ etkinliğine konuk olan Uğur Dündar, daha sonra gazeteci Nedim Şener tarafından kaleme alınan biyografisi ‘İşte Hayatım’ adlı kitabı imzaladı. Doğan Kitap tarafından piyasaya sürülen kitapta, Dündar’ın hayatı; TRT ve özel televizyonculuk yılları anlatılıyor.


47. ULUSLARARASI ANTALYA ALTIN PORTAKAL AÇILIŞ GECESİ ÖZEL FOTOĞRAFLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN.

Favorilerinize ekleyinAnasayfaya dönPaylaşın
GÜNLÜK FALINIZ
HAVA DURUMU

REKLAM
reklam@cosmoturk.com

İLETİŞİM
cosmoeditor@cosmoturk.com

TEL: (0212) 280 07 00
FAX: (0212) 244 13 32

-->
>