Yıllar boyunca dergi kapaklarından reklam panolarına, sinemadan aile sofralarındaki imalı fısıltılara kadar tek bir kusursuz standart dayatıldı: Zayıf, formda, daima neşeli ve uyumlu olmak. Bu kalıbın dışına taşanlar –özellikle de kilo almış ya da hep "kilolu" etiketini sırtında taşımak zorunda kalmış kadınlar– hemen ortak bir kategorinin içine sıkıştırılır: Şişman ve mutsuz. Peki, bu mutsuzluk gerçekten onların bedeninden mi, yoksa o bedene dışarıdan bakan, onu yargılayan ve sürekli bir eksiklik gibi sunan dünyadan mı kaynaklanır?
1. Dışarıdan Görünenle İçeride Yaşananın Çelişkisi
Dışarıdan bakıldığında bu kadınlar genellikle iki uçlu bir perspektifle ele alınır: Ya "kendini salmış" biri olarak küçümsenirler ya da "ne neşeli ama, koca göbeğiyle bile gülüyor" diyerek yüzeysel bir hoşgörüye maruz kalırlar. Oysa içeride bambaşka bir hikaye yazılır.
Kilolu bir kadının mutsuzluğu, yağ dokusuyla değil; her gün maruz kaldığı görünmezlik ve yargılanma hissiyle ilgilidir. Mağazaya girdiğinde üstüne göre kıyafet bulamayışının yarattığı öfke, sokakta yürürken akranlarının ya da yabancıların bakışlarındaki acıma veya iğrenti, iş görüşmelerinde bile "öz disiplini yok" önyargısıyla karşılaşması... Bu mutsuzluk, bireysel bir zayıflığın değil, toplumsal bir şiddetin sonucudur.
2. Sığınak Olarak Gıda ve Duygusal Yeme Döngüsü
Neden mutsuzlar? Soru sıkça tersinden sorulur: "Mutsuz oldukları için mi şişmanlar, şişman oldukları için mi mutsuzlar?"
Gerçek şu ki, bu bir kısır döngüdür. Toplum tarafından reddedildiğini, beğenilmediğini ya da "kusurlu" olduğunu hisseden bir kadın, teselliyi bazen gıdada bulur. Yemek, yargılamayan, terk etmeyen, anlık bir rahatlama sunan güvenli bir limandır. Ancak her lokma, beraberinde suçluluk duygusunu getirir: "Yine yedin, iradesizsin." Bu suçluluk, mutsuzluğu körükler; mutsuzluk ise yeniden buzdolabına yöneliktir. Gıda, bir besin olmaktan çıkar, ruhun görünmeyen yaralarına sürülen geçici ama zehirli bir merhem haline gelir.
3. "Kusursuz" Mutluluğun Dayatması
Medyadaki "beden olumlama" akımları her ne kadar çeşitliliği savunuyor gibi görünse de, o akımların içinde bile belirli bir estetik normun dışına çıkılamaz. Pürüzsüz, orantılı kıvrımlara sahip "şişmanlık" kabul görürken; sarkık, yırtıklı, yorgun ve gerçekten "standart dışı" olan bedenler yine ötekileştirilir.
Mutsuz olmak, bu dünyada bir hak olarak bile tanınmaz onlara. Eğer kiloluysanız, "mutlu olmak zorundasınızdır" ki başkalarının vicdanı rahatlasın. "Bak, kilolu ama ne kadar neşeli, demek ki sorun yok" denilerek, o kadının çektiği acılar ve yaşadığı haksızlıklar görünmez kılınır. Ya da tam tersi, mutsuz olduğu için suçlanır: "Zayıflasan hepsi geçecek." Bu, insanın varoluşunu tek bir rakama, tartıdaki ibreye indirgeyen acımasız bir indirgemeciliktir.
4. Özgürleşme ve Kabulleniş
Şişman ve mutsuz kadınlar mitini yıkmanın tek yolu, bakış açısını değiştirmektir. Mutluluk, zayıflıkla satın alınan bir lüks değildir. Gerçek özgürleşme, kadının kendi bedenini başkalarının gözünden değil, kendi gözünden sevmeye başladığı anda başlar.
Bedenini bir savaş alanı ya da düzeltilmesi gereken bir hata olarak görmekten vazgeçen kadın, o "mutsuzluk" maskesini de üzerinden atar. Çünkü bilir ki; ne kilosudur onun kimliği, ne de başkalarının ona biçtiği değer.
Görünmez Kafesler: Bedenin Altındaki "Şişman ve Mutsuz" Kadınlar
Toplumun kadınlara biçtiği rollerin en zalimlerinden biri, onların bedenleriyle olan ilişkisidir.
“Piu Entertainment Sektördeki 10.Yılını Dünya Starlarıyla Kutluyor”
“Milli felaket iş başında!...”
“Tarzını Lacoste ile Konuştur”
“Olumlu İmaj İçin 15 Saniyeniz Var”
“Çocuğum Büyüyor Ama Konuşmuyor!”
DİĞER ADRESLER
REKLAM
reklam@cosmoturk.com
İLETİŞİM
cosmoeditor@cosmoturk.com
TEL: (0212) 280 07 00
FAX: (0212) 244 13 32












