DİĞER HABERLER

Enayi

"Bazıları milleti enayi sanıyor galiba. ..." Can Anamur'un yeni yazısı
 
   
 
 
     
ENAYİ

Bazıları milleti enayi sanıyor galiba.

Bir ürünün Türkçe baskısı nasıl oluyor da orijinalinden pahalı oluyor? İngilizce bilmeyenler, kitabı ya da dvd’yi orijinal dilinden okuyup, izleyemeyenler Türkiye’deki keyfi fiyatlandırmalara mecbur mu kalıyorlar?

Nasıl mı?

Şu çok konuşulan “Ölmeden Önce Görmeniz Gereken 1001 Film” kitabını ele alalım mesela. Uyarlama bir kitap. Orijinal baskının yurtdışı satış fiyatı 30$ bile değil. İnanmayan internetten girsin baksın.

Bizdeki fiyatı nedir, biliyor musunuz?

Tam 80YTL… yani iki katından da fazla

Nasıl oluyor, demeyin! Bal gibi de oluyor. Dvd’ler için de aynı şey değil mi? Bizde fiyat düşmez. Her film aynı fiyata piyasaya sürülür. Büyük prodüksiyon bir filmle, üç kuruşluk bir B Movie’nin bizde dvd fiyatı aynıdır. Hem de ne fiyat? 30 Ytl’den başlayan fiyatlarla sizi baş başa bırakırlar. Peki ABD’de işler nasıl? Her filme göre bir fiyat belirlenir öncelikle. Filmin sunuşuna göre de fiyat değişir. Tek dvd mi yoksa çift, hatta üçlü mü? Ekstraları neler? Kutusu özel mi? Aynı filmi ayrı fiyatlara bulabilirsiniz. Filmin fanatik bir hayranıysanız en alengirlisini alırsınız. Örneğin, Hulk filminin önce teklisi satıldı. Ardından iki dvd’li versiyonu çıktı. Ve son olarak, kabartmalı plastik kutuda 3 dvd ve çizgi romandan oluşan son versiyonu çıktı. Son mu? Olmayabilir de. Bakarsınız bir versiyon daha çıkarırlar.

Bizdeyse dvd fiyatı 30YTL’den aşağı inmez. İster sıradan bir film olsun, ister tek dvd’lik, az ekstralı normal versiyon olsun. Fiyat budur! Bizim videocularımız az satayım ama yüksek fiyattan satayım diye dolaşırlar ortada. Olan da sinema severlere olur.

Hep savunduğum şu olmuştur. Kardeşim, sinema biletini ucuzlatın, boş koltuklar yerine daha çok seyirciyi sinemaya çekin. Bir filmi salonda göstermenin maliyeti sabit. Salonda 10 kişi de olsa, 100 kişi de olsa harcanan elektrik aynı, genel giderler aynı… O zaman birkaç liralık bir indirim bile sinemaya daha fazla seyirci çekecektir. Yeter ki salonunuz konforlu, temiz, perdeniz düzgün, ses düzeniniz iyi olsun.

Müzik cd’si de aynı değil mi? Herkesin evindeki, işyerindeki bilgisayarda 5 dakikada kopyalayabileceği bir cd’ye kim 30 YTL verir?

Bir ürünün maliyeti ile satış fiyatı arasındaki fark çok fazla olunca ortalık korsanlara kalıyor.

Bu ülkedeki kitap fiyatı da, cd fiyatı da, dvdv fiyatı da, vcd fiyatı da şişirilmiş. Hem de ne şişirilmiş.

Avrupalı özel kağıda, kalın kapaklı, fıstık gibi baskıyı normal bir fiyata alırken, bizde yıllarca yayınevleri çamur gibi, üçüncü hamur kağıda, kötü bir kapakla, uyduruk baskı kitapları aynı fiyata sattılar. Dergiciler, “aman 1.000 kişiye satayım yeter” mantığıyla 5-6YTL’ye dergi sattılar, satıyorlar. Tempo, fiyatını 1YTL’ye çekerek ulaşılabilecek satış rakamlarını ispatlamadı mı?

Aynı şey neden video piyasasında olmasın? KanalD Home Video piyasaya 10 ve 15YTL’lik dvd fiyatlarıyla girdi ve ortalık birden toz duman oldu. Bakalım, diğer firmalar nasıl cevap verecekler göreceğiz.

Sinema salonlarından da benzer uygulamalar bekliyoruz. Daha hiçbir sinema kompleksinin abonmanlık kartı yok. Ucuz seans yok (ucuz demek gerçekten ucuz demektir, yoksa %10luk bir indirim değil). Zaten indirim yapsalar bile, bu indirim insanların en çok sinemaya gittiği gece seansları ve haftasonu geçmez!

Türkiye’de yaşamak ve sanatsal faaliyetlerle ilgilenmek sizi ENAYİ yapıveriyor anında. Sinemaya fazla para veriyorsunuz, kitapların baskısı kötü fiyatları uçuk, üstelik bazen çeviriden bir şey anlamıyorsunuz, dvd Avrupalıyı şaşırtacak fiyatlarda, dergiler sanki Paris havası soluyor, fiyatı yüksek, dağıtımı zayıf. Yani, adama diyorlar ki “sen iyisi mi kardeşim İngilizce, Fransızca, Almanca öğren, hepsini orijinal dilinden takip et!”.

Can Anamur


Favorilerinize ekleyinAnasayfaya dönPaylaşın
GÜNLÜK FALINIZ
HAVA DURUMU

REKLAM
reklam@cosmoturk.com

İLETİŞİM
cosmoeditor@cosmoturk.com

TEL: (0212) 280 07 00
FAX: (0212) 244 13 32

-->
>