KÖŞE YAZILARI | ÇAĞATAY ÖZTÜRK

Siz siz olun ‘Überseksüel’ olmayın!

Kavram karmaşalarının çok yoğun yaşandığı günümüzde şimdi de başka bir kavram, kafaları iyice karıştırıyor. Çağatay Öztürk`ün yeni yazısı...
 
   
 
 
     

Siz siz olun ‘Überseksüel’ olmayın!

Sevgili dostlar,

Kavram karmaşalarının çok yoğun yaşandığı günümüzde şimdi de başka bir kavram, kafaları iyice karıştırıyor. O da ‘überseksüellik’. İçinde seks ya da seksüelliğin geçtiği kelimeler sanırım Orta Doğudaki Müslüman ülkelerinde (en başta Türkiye) yaşayanları ürküttüğü kadar diğer ülkelerde yaşayanları ürkütmüyordur.

Bastırılmış cinsellik yalnızca Türkiyede yaşayanlara özgü değil şüphesiz. Ancak kendisine metroseksüel ya da homoseksüel veya içinde seks geçen kelimeler geçti diye işlenenen cinayetler, pardon (!) namus cinayetleri yalnızca Türkiyeye has bir gerçek olsa gerek.

İşte size bahsettiğim ‘überseksüellik’ kavramı belki biraz artık metroseksüellik kavramının önüne geçebilir. Yani sap ile saman artık bu kelime sayesinde ayırt edilebilecek!

Bildiğiniz gibi metroseksüellik kavramı gizli homoseksüellerin can simidi olmuştu. Ancak bakımlı olan ve homoseksüel olmayan güçlü ve ‘straight’ – ‘heteroseksüel’ erkekleri biraz kızdırmıştı doğrusu. İşte o erkeklerin imdadına da bu kelime yetişti. ‘überseksüellik’.

Überseksüellik, erkeğin güç ve ciddiyet gibi erkeksi ve geleneksel özelliklerinin daha ön planda olduğu bir kavram. Metroseksüellere göre daha fazla politika ile ve ülke meseleleriyle ilgileniyorlar überseksüeller. Birkaç örnek; Cem Boyner, Rutkay Aziz, George Clooney, Pierce Brosnan.

Gerçekten çok ilginç bir ülkeyiz. Yıllarca kimse Zeki Müren’e sormadı ne seksüel olduğunu. Acaba sanat güneşimiz heteroseksüel miydi? Homoseksüel miydi? Metroseksüel miydi? Yoksa Überseksüel miydi? Keşke ben yetişebilseydim o yıllara. Sanat güneşimize bacağımdan vurulma pahasına canlı yayında sorardım bu soruyu. Hayır, beni çok ilgilendirdiği için değil. Sadece merak uğruna ya da reyting uğruna da değil. Sadece merak ettiğim bu kadar bastırılmışlık ve üç maymunu oynayarak bir şeyler yapmaya çalışanlar birde özgürce konuşuyor ve kendilerini ifade ediyor olabilselerdi acaba ne harikalar yaratırlardı? İngilizlerin sanat güneşi Elton John ‘Sir’ (beyefendi) oluyor bizim sanat güneşimiz ise (?)

Küçükken çok konuşan sürekli sorular soran bir çocuktum. Annem ben 6 yaşlarında Kars Devlet Hastenesinde başhemsire olarak görev yapıyor. Sağlık bakanı Mustafa Kalemli, Cumhurbaşkanı ise Kenan Evren o sıralar. Bende başhekim bey başta olmaz üzere birçok kişiyle Sağlık Bakanı ve Cumhurbaşkanına hasteneyi gezdiren annemin eteğine asılarak soruyorum. Anne, Zeki Müren ne Paşası, Kenan Evren ne Paşası? Diye. Annem cevap veremiyor.

Sonraki yıllarda paşaların arasındaki ‘nüans’ farklarını anladım ancak şu an yetişkin bir insan olmama rağmen halen transparan kıyafetlerle sahneye çıkıp sonrada ‘gelin adayı için çeyiz hazırlamam lazım onun için çok çalışmam lazım’ diyen, dilleri ile söylemese de cinselliklerindeki bastırılmışlığı doruk noktada dışarı yansıtan heteroseksüel taklidi yapan şarkıcıları gördüğüm zaman üzülüyorum. Çünkü kavram karmaşası tam da bu sırada başlıyor. Neden cinsel kimliklerini gizlemek zorundalar bu insanlar bu ülkede? Üstelik her şey bu kadar açık bir biçimde ortadayken ve daha fazla konuşmaya gerek yokken. Ya da bu anlamda kendileri söylemeseler de vücutları, vücut dilleri onların duygularına tercüman olurken, neden bu kadar yargılanır bu insanlar? Ya böyle giyinip kuşanmasınlar ve davranmasınlar ya da davranıyorlarsa evlenmeleri çoluk çocuğa karışmaları beklentisi olmasın bu insanlardan. Ancak onlarda kendilerince haklı.

Çünkü yakın bir geçmişte izlediğim, adının daha sonra Gökhan Taşkın olduğunu öğrendiğim Flash TV ana haber bülteni spikeri Gökhan Taşkın, programa konuk ettiği lezbiyen çifte soru sorarken taşkınlık yapmadan duramıyor. Haber spikeri Taşkın adeta bir ilkokul öğrencisi üslubuyla gülerek daha doğrusu sırıtarak soruyor birbirlerini sevdiğini söyleyen lezbiyen çifte; ‘Siz gerçekten evli olarak mı görüyorsunuz birbirinizi’? Ve daha birçok abuk sabuk soru soruyor bıyık altından gülümseyerek devam ediyor. Amacı onlara gülmek, onların farklı yanlarını yüzlerine vurarak seyirciye haber arası stand-up tadında anlık bir keyif yaşatmak. Ama hepsini çaktırmadan ve yoruma açık bir şekilde yapmaya çalışıyor.

İşte bu yüzden Türkiye’de namus kavramı seksüellik kavramı içerisinde gizliymiş gibi zannediliyor. İşte bu yüzden insanlar kavramlara takılıyorlar. Etiketlere takılıyorlar. Sınıflandırılmak istiyorlar. Özgürce hissettiklerini konuşamıyor söyleyemiyorlar. İşte bu yüzden bir haber spikeri programa bir lezbiyen çifti konuk ediyor ve onlarla yarın kendisinin de çocuğunun lezbiyen olup olmama ihtimalini göz önünde bulundurmadan sırıtarak böylesine ciddi bir konuyu alay konusu haline getirebiliyor. Kısacası herkes tüm bu kavramlara takılarak ağlanacak haline gülüyor. İşte tüm bu kavramlara takılanlar birkaç satır okusalar bilgisizliklerini gülmekle geçiştirmek için çaba sarf etmek zorunda kalmazlar.

Örneğin Freud’un homoseksüellik tanımını okurlarsa, büyük düşünür Freud’un homoseksüelliğin çocukluğun aşamalarından birini aşamamaya (anal dönem saplantısına) bağlı bir sendrom olarak tanımladığını görürler.

Fransız düşünür Lacan’ın ise homoseksüelliği tanımlarken bu konunun sadece bir hal olarak tanımlayıp üzerinde çok fazla patolojik araştırma yapılmasının bir anlamı olmadığını savunmuştur.

Sonuç olarak, ağlanacak halimize değil de gülünecek konulara gülersek ve tanımlara ve etiketlere fazla takılmadan herkesin özgürce kendini ifade etmesine izin verirsek herkes mutlu olmaz mı? Kısacası herkes kendisi olursa ve korkmadan bunu yaşadıkları toplumda özgürce paylaşabilirlerse işte o zaman ‘güdülen’ değil ‘güdülenen’ bir toplum oluruz.

Ne seksüel olursanız olun önemli olan kendiniz olun. Yine vakit ayırıp sizlerle paylaştıklarımı okuduğunuz için gözlerinize sağlık.

Hoşçakalın.

Bu arada unutmayın!... Her hoşçakal bir merhabadır aslında!

Çağatay Öztürk
Psikoterapist
oztuc@aol.com

 


ÇAĞATAY ÖZTÜRK
YAZARA E-POSTA GÖNDER

 

Diğer yazıları liste halinde görmek için tıklayın >

Favorilerinize ekleyinAnasayfaya dönPaylaşın
GÜNLÜK FALINIZ
HAVA DURUMU

REKLAM
reklam@cosmoturk.com

İLETİŞİM
cosmoeditor@cosmoturk.com

TEL: (0212) 280 07 00
FAX: (0212) 244 13 32

-->
>