KÖŞE YAZILARI | HİKMET SUNER

İlhamlardan Düşünceler

Öyle bir an gelir ki; tercih ettiğiniz yollardan dönüş, yapılan hataların özrü olmuyor. Dolayısıyla da bazı insanların anlamı kalmıyor. (Hikmet Suner)
 
   
 
 
     

İnsanlık, sözde felsefenin, sözde pozitivizmin, sözde modernizmin sonlarına doğru hızla yaklaşıyor.

Rönesans şansını yitirmiş batı bu hızlı yarışta en önde.

Dünya madde girdabında. Duygu ve duyuş esareti içinde, düşünce yozluğunda kıvırmalarla kıvranmakta, alemi ve insanı izah edememe, anlam verememe, analitik tefekküri yorumlar yapamamanın verdiği acz, zafiyet, akli patinajlar, ruhsal erozyonlar içinde.

Dünya, yeni bir çağa yaklaştığımızı apaçık verilerle haykırıyor.

Artık demogojiler, beşeri çıkarlar ve kaygılar, ebter tekrarlar, BİLGİNİN, İLMİN ötesine geçmiş durumda.

Tereddütler, şüpheler, sorgulamalar, sorular cevabını alamamakta...

Adeta, herşey nasipsiz kalmakta...

Eski Yunan, eski Mısır, Hind, Babil Mezopotamya kıssa ve tekerlemeleri insanları mutlu etmiyor. Zihinlerde en ufak bir gedik, ufuk açamıyor, sorunları çözemiyor...

Niteliği ve niceliği ne olursa olsun yeni teknik ve teknolojik imkanlar, insanlığı ezber tanrısının esaretinden kurtaramıyor.

Fakat... Bu kesitte, bu arada somut putlar kadar soyut saplantı ve putlar da rahatça tespit edilip, kategorize (tasnif) edilerek en azından zihin ve gönüllerden tasfiye edilmeye başladı.

Öyle ki, aslında, lafzen dahi olsa, bilinen, muharref olmayan veri ve kaynaklar, mecburen fark ediliyor.

Camii hariç, mabedler eğitim için kifayet edememektedir.(Camii herşeye rağmen bir ümitdir)

İşte burada civilizasyon ile medeniyet arasındaki fark ortaya çıkmaktadır.

Artık bu kavramlar şehirleşme (kentleşmeye ait) tavır, yaşam tutumlar ve tariflerine sığmaz oldular.

Artık "siteler" sivillerinden iman ve inancını bilen, idrak eden, psikoloji ve sosyolojisini gerçek pozitiflere (Salih amel) göre tanzim edebilen medeniyet taliplerine geçiş süreci ve dönemi başlamıştır.

Artık çok konuşup, lüzumsuz tartışan insanlık, Büyük İnkilabına şimdilik düşük frekansta da olsa yönelmiştir

.Artık konular, istekler, gerekler, sorunlar ve sorumluluklar yer ve zeminini bulmaya başlamıştır.

Lügatlardan sözlüğe geçen insan hafızası, kalbi, kabiliyeti ve karakteri bununla yetinememektedir.

Daha fazla yıpranmaya, dağılmaya, dağınıklığa maruz kalmadan toparlanma, değerlendirerek derlenme heyecanıyla, mükerrer yalan, yanlış, eksik, kasıtlı demogojik iktibaslar, yerini sadelik ve netliğe bırakarak bizzat tedaviye başlanmıştır.

Düşüncenin, tefekkürün kaynakları ilk yaradılıştan bu yana tabiatla insan, insanla insan arasındaki tüm sosyopolitik, psikolojik,maddesel alışverişler, etkileşimler, KAVRAMLAR ve DEĞERLERLE imkanlıdır.

Sıradan taraftar olma inanç saplantılarının dışında, alemi, milletleri, aileyi, kişiyi her anlamda okuyabilmenin sırları, elbette kelamdadır, kavramlardadır.

Bu kavramların en özel, öz ve özet toplam ve topluluğu Azimüşşan Kur'an kaynaklı Esmaül Hüsna dır.

Bu ifade ve tez, bir din ve islam propogandası değildir

.Bunu çok ileri bir değerlendirme olarak görmeliyiz.

Hayatın tefekküri yorumu, kıstasları, her konudaki tespitleri Esmaül Hüsnanın, zihni ve zikri esasları dahilindedir.

Bunu net ve apaçık müesseseleştirmek gereği vardır. Denemek çok kolaydır. Uygulama, tanzim çok tabii ve basittir.

Hayatı görmek, okumak ve tespit, hayatın da sizi görmesidir.

Bu basit bir aks ve yansıma değildir.

Bu adeta iç içeliktir, içten dışarı, dıştan içeliktir.

Bu zincirleme etki süreci terapidir, rehabilitasyondur, terfidir, mükemmele yöneliş, adım atıştır.Ve bu adım atış, bütün menfilerden korunabilmek, tanıma, teşhis, deşifre etmekle başlayıp, kontrollü yükselişle devam eder.

Haykırmak ve ifade edişin şerefli neticesidir.

Güçlü olmak, sağlıklı, mutlu ve payidar olmak, bu asil hedef ve güzergahın Ekmel haritasıdır.

Bunun ismini koymak, açıklamak gerekirse, "MİMLİ MEDENİYETİN" yeniden kurumsallaşmasıdır.

Tüm beşeri reçetelerin yetmediği, yararlı olamadığı tespitle, açıkça ve yüreklice kabul ve ilan edilmelidir.

Hayat ve gerçekler bizi biliyor, tanıyor ve acımasızca sektirmeden, hakkımızda gereken infazı yapıyor
.
Biz ise hissetmekten dahi, aciz ve uzağız.

Psikologlar, psikiyatristler, nörologlar, radyologlar, antidepresanlar çözüm ve şifa olamıyor.

Maalesef birbiri ile çelişen, hatta günü birlik tekzibe mahkum reçeteler, ilaç endüstrisine, patentlere, sağlık kuruluşlarına ciro kazandırmaktan başka bir işe yaramıyor.

Hürriyetin ancak kelimesini çığıran – şuursuzluk – cahillik - idraksizlik virüslü stres putuna mahküm ve angaje olmanın ilaç ve tedavisi ancak; laf ebeliğinden kurtulup, eşrefi mahluk insanın, bu reçeteye dönmek, iltica etmesidir.

Bu bir acil mecburiyettir.

Bu yüce verimli imkan, bize aguşunu açmıştır.

Aksi takdirde protez, montaj, uzaktan kumandalı bilgi, fikir ve telkinlerin esiri olmak, helak olana kadar sürecektir.

Anestezi, yok olmayı ertelemez, çöküşe de mani olmaz.

Kelime-i şahadetin, Allah korkusunun, rızasının temlik ve ipoteği, bize ancak Hürriyet bahşeder.

Esmaül Hüsna ile konuşlanan beyin, zihin, gönül, ekmel oluş uğraşısının temelidir
.
Son raund olarak kısaca; batmakta olan BATI, İslamı provoke ve ajite ederek vakit kazanıp kendini kurtarmaya çalışmaktadır.

Siyaset de gecikme faizi yoktur.

Dünya, bir açıdan da kavimler mezarlığıdır.

HALAS ile İFLAS içiçedir.

Kendine zülum, intihardan öte ve şeytanidir.

İdrakten nasibi olmayanlar, bugün yenilenmeden (rejene) kurtuluştan çok uzaktadırlar.

Bu acı ve acıklı duruma ne kadar dayanacaklardır? Uzatmalara bile yetişmeleri hayaldir.

Can çekişme demine ve tepinmesine girmişlerdir. Bu işin artık tehir fikstürü de yoktur.

Ez cümle, hasılı kelam, nihayet ; her mukabil zıt değildir, aynı şekilde her kontra da alternatif olamaz.

İmanımıza göre, ümitsizlik haram, dolayısıyla yasaktır. Yegane referans, öz, asıl, asil hüküm ve kurallarımızın tek kaynağı, şanı yüce kitabımız ve "MİMLİ MEDENİYETİMİZ" e göre bu dünya imkanlar alemidir.

ASRIN idraki bizi hüsrandan hariç kılmak için izlem, gözlem ve tespitlerimizce böyle söylettiriyor.

Hasbünallah’dan hissesi ve nasibi olmayanlara Cenab-ı Hak vekil olmaz.

Rabbülalemin alemine şükürler olsun .

Hikmet Suner


HİKMET SUNER
YAZARA E-POSTA GÖNDER

 

Diğer yazıları liste halinde görmek için tıklayın >

Favorilerinize ekleyinAnasayfaya dönPaylaşın
GÜNLÜK FALINIZ
HAVA DURUMU

REKLAM
reklam@cosmoturk.com

İLETİŞİM
cosmoeditor@cosmoturk.com

TEL: (0212) 280 07 00
FAX: (0212) 244 13 32

-->
>