KÖŞE YAZILARI | ÖZCAN KANDEMİR

Boşanan bir bu mu?

“Kol kırılır, yen içinde kalır” dı hani? Aile mahremiyetine ne oldu? Televizyon programları yargı organı değil, karar mercii değil, hakim değil, savcı değil, polis değil." Özcan Kandemir`in yeni yazısı...
 
   
 
 
     

Boşanan bir bu mu?

Bir süredir kafamız Semra kaynana yüzünden rahattı. Çünkü RTÜK yasakladığı için televizyonlarda boy gösteremiyordu. Yasağı bitmiş olmalı ki, bu kez ailece gene televizyon programlarında görmeye başladık. Hem de aile boyu… Bir yanda “ben demiştim!...” diye avaz avaz bağıran Semra kaynana, öteki yanda “şiddet gördüm!..”diye iki gözü iki çeşme ağlayan kızı, bir bakıyorsunuz bir başka kanalda damadı.

Bunlar “aile ortamını bozuyor,” “kötü örnek oluyor” diye yasaklanmamış mıydı? Peki şimdi ne oldu da bu yasak kalktı ve gene evlerimize kabus gibi çöktüler…Üstelik kapanın elinde kalıyorlar, program yapımcıları stüdyolar arasında Semra hanımı birbirinin elinden kapıyor, para alıp programa çıktıkları dedikodu olmaktan çıktı. Çünkü Semra kaynana “ paramı vermezseniz programa çıkmam !...” diye ortalığı ayağa kaldırınca bu programlara paralı çıktığı görüşü kuvvet kazandı. Rivayetler doğru ise, kendisi için şu kadar, kızı için bu kadar. Oh ne ala!... bir saatlik program için milyarlardan söz ediliyor. Kanalda çalışanların, ter dökenlerin, uykusuz kalanların altı ayda ellerine geçen para kadar ücreti bir saatte ceplerine indiriveriyorlar. Bu parayı, ne kadar çok kavga ederse, ne kadar bağırırsa, ne kadar ağlarsa o kadar hak ediyor!...

Bu millete yazık değil mi? Bu düzmece haberlerin, gözyaşlarının ve Türk adet, gelenek ve göreneklerine aykırı davranışları seyrettirmenin kime yararı var. Kayınvalideler için kötü örnek olan ve onları küçük düşüren Semra hanımı programa çıkaraların amacı ne? Neye ışık tutuyor, kime iyi örnek oluyor, kim bundan ders çıkarıyor? İlk kez Semra hanımın kızı mı boşanıyor? Şiddete maruz kalan bir o mu? İlk kez mi bir annenin dediği çıkıyor

“Kol kırılır, yen içinde kalır” dı hani? Aile mahremiyetine ne oldu? Televizyon programları yargı organı değil, karar mercii değil, hakim değil, savcı değil, polis değil. Ağlama duvarı hiç değil. Bunları ne zaman anlayacağız? Kendilerini bu çarkın içinde kaybedenler, yaptıkları programları daha sonra oturup tarafsız bir biçimde seyrediyorlar mı? Seyrediyorlarsa ne görüyorlar? Bunun sonucundan memnunlar mı? Programı seyrederken giydikleri kıyafetin kendilerine ne kadar yakışıp yakışmadığına mı, estetiklerinin anlaşılıp anlaşmadığına mı bakıyorlar. Yoksa Semra kaynana gibi sadece ceplerine indirdikleri milyonlar mı onları ilgilendiriyor?

Yasaklara hep karşı duruyoruz. İnsanlar düşündüklerini söylesinler, dertlerini anlatsınlar, politik görüşlerini bildirsinler diyoruz ama bunun anlamı önüne gelenin, aklına geleni, topluma zararlı, hatta kötü örnek teşkil eden davranışları ulu orta sergilesinler ve halkın duygularını istismar ederek bundan rant sağlasınlar diyemeyiz. Oto kontrol denilen bir şey var. Eğer siz bunu kendi içinizde ve vicdanınızda uygulayamıyorsanız, birileri çıkıp size “dur!..” diyebilir.

Eskiler bilir. Bir gazete veya her hangi bir yayın organı için en yüz kızartıcı şey tekzip yemekti. Tekzip alan ( yalanlanan) yayın organı güvenirliğini kaybettiği için, bu haberi yapan kişi insan içine çıkamazdı. Şimdi bir yandan tekzipler ekranda akarken, bir yandan da tekzibi yiyen sunucu programını sunuyor.

Üstelik gülerek!…nereden nerelere geldik. Tanrı beterinden korusun…Daha beteri ne olur bilemiyorum.

Özcan Kandemir
o.kandemir@superonline.com

 


ÖZCAN KANDEMİR
YAZARA E-POSTA GÖNDER

 

Diğer yazıları liste halinde görmek için tıklayın >

Favorilerinize ekleyinAnasayfaya dönPaylaşın
GÜNLÜK FALINIZ
HAVA DURUMU

REKLAM
reklam@cosmoturk.com

İLETİŞİM
cosmoeditor@cosmoturk.com

TEL: (0212) 280 07 00
FAX: (0212) 244 13 32

-->
>