KÖŞE YAZILARI | ADİL GÜRPINAR

Aşk ve Sevgi Bir mi Değil mi?

Aşk, sevgiye bir ek midir? Yoksa sevgi, aşka mı denktir? (Adil Gürpınar)
 
   
 
 
     

Sorusu;

Aşk, sevgiye bir ek midir? Yoksa sevgi, aşka mı denktir? Çözülmeyi bekleyen bu kutu bilmecesinin yanıtı aşk ani, sevgi ise zamani midir?

Süresi;

Aşk, göz açıp kapayıncaya, nefes alıp verinceye, bir adım atıncaya, bir söz söyleyinceye kadar yol alır derinlerdeki masum yüreğe, vurguna hazırlanan bir kramp misali.

Sevgi ise geniş zamanın hayalleri. Yoğun hissiyatların filizlenme halleri.

Karakteri;

Karla kaplı ormanda her an sıçramaya hazır bir tilki, aşk denilen yabani.

Partneri;

Gündüzden gelen serseri bir yorgunluğun devamıdır gece vaktinin birlikteliği. Başını yana çevirdiğinde, nefesini hissettirir sana ama şafak vaktinden sonra bir de bakmışsın yok yanında. Geriye kalansa yüreğine kızgınlıkla dağlanan kırgınlık izleri.

Nedense her zaman aşktır, sevgiye tercih edilen. Bir anda başa gelen, damarlarda devirlenen, değer bilmeyen, kimi üzmüş hiç düşünmeyen, etkilemek kadar etkilenmek de isteyen arsız bir çocuk gibi. Onun için kırılması gereken bir biblo olmasıdır, kalbin var oluş sebebi. Peki ya sevgi? Onu kim yaşar? Onu kim hisseder? Bu oyuncu çocuğa kalmışsa sevgi, kırılan duyguları yapıştırmak iki dakikalık çocuk işi.

Sevgi, aşkı bir çılgınlık olarak tanımlayana “Sen daha çok yanarsın!” der. Bitmeyen bir soluk olmak ister. Ayrılık tehdidinden nefret eder. Kavgaları yasak eder. Alttan almayı yeniden inşa eder. Daha da önemlisi sabrı terbiye eder.

Aşk ve sevgi dolaşmaya görsün insan sarmalına. İlk görüşte aşık olunanın adı olur soru işareti. Bir yanın hoşlanır, diğer yanın hayıflanır. Bilinmezliğin bile bile istenme halleridir bu baştan çıkarma hikayesi. Rüyanda gördüğün bir falezden Akdeniz’e balıklama atlama deliliği.

Dinle sesi! Dil yutuldu, nabız tutuldu. Aşkın saati tam 12’ yi vurdu. Akrep, yelkovanın omzuna sadece bir kez dokundu. Bilinmezliğin simgesi, fiziksel yaşam maskesi, nesnel varlıkların en zekisi işte yine aşık oldu. Sevginin önemi bu noktada akıllara ünlem oldu. Hani sarmaldır ya aşk ve sevgi, aşk bir rakip midir ki hamlesinin adı sevgi? Aşk, belki de haylazlığın kelime kökü, sevgiyse onun çekim eki.

Belki de dedikleri gibi kabından taşan sevginin adıdır aşk!

Sevgi affetmeye, aşk nefret etmeye mi meyilli?

İlk adımda kazanan aşk, on adım sonra acaba nerede görür kendisini?

Aşk, önceki kayıpların telafisi için başka bedenlere sıcaklık olur. Sonra o sıcaklık, geçmişin acısıyla arsız olur. Sevgi ise oturup, ağlayan olur, çuvaldızı kendine batıran olur.

Aşk, insanın kendi yüzüne, hatta yüreğine tokat atan hali. “Bilmediğim acıları yenileriyle bastırıyorum.” deme pişkinliği. Belki de sadece menfaat bazasındaki bir sevişme sahnesi.

Ah! Ne aşkı, ne sevgisi? Olsa olsa;

Merdivenleri nefes nefese çıkma hali,

Aşk dediğin bu tıkanık sevgi.

Hem de yaprak kurusu misali!

Karmaşık bir yazı karakteri.

İşte o kadar!


ADİL GÜRPINAR
YAZARA E-POSTA GÖNDER

 

Diğer yazıları liste halinde görmek için tıklayın >

Favorilerinize ekleyinAnasayfaya dönPaylaşın
GÜNLÜK FALINIZ
HAVA DURUMU

REKLAM
reklam@cosmoturk.com

İLETİŞİM
cosmoeditor@cosmoturk.com

TEL: (0212) 280 07 00
FAX: (0212) 244 13 32

-->
>